22/08/2026
Çok güzel bir mevsimsin yaz. Özleyeceğim seni.
I offer coaching and career consulting for expats, expat partners and internationals.
I am a career consultant and coach for internationals with over 10 years of corporate experience. My mission is to support you to have a self determined and fulfilled life abroad and
to define and get your target job in Germany. CAREER CONSULTING:
You are looking for a new job and you need support for the application process? From finding the right job to the salary negotiation - I am am by your
22/08/2026
Çok güzel bir mevsimsin yaz. Özleyeceğim seni.
Almanya, 2027-2028 dönemi için BM Güvenlik Konseyi’ne seçilemedi. Üstelik bu, Almanya’nın bu koltuk için yaptığı başvurularda yaşadığı ilk başarısızlık.
Peki neden kaybetti?
Bu konuda farklı yorumlar var. Muhalefetteki siyasetçiler bunun Almanya’nın son dönemde uluslararası alanda güven kaybetmesiyle ilgili olduğunu söylüyor. Özellikle iklim politikaları, kalkınma yardımlarındaki kesintiler ve uluslararası hukuk konularındaki tutum nedeniyle birçok ülkenin Almanya’ya mesafeli yaklaştığı iddia ediliyor.
Bazıları ise asıl sebebin Almanya’nın İsrail politikası olduğunu düşünüyor. Gazze savaşı sırasında Almanya’nın İsrail’e verdiği güçlü desteğin özellikle Küresel Güney olarak adlandırılan Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki bazı ülkelerde tepki yarattığı ve bunun oylamaya yansımış olabileceği konuşuluyor.
Bir başka eleştiri de kampanya sürecine yönelik. İddialara göre Avusturya ve Portekiz yıllardır yoğun diplomatik lobi çalışmaları yürütürken Almanya adaylık sürecine daha geç ağırlık verdi. Hatta bazı yorumcular, Almanya’nın oy toplamak açısından önemli görülen bazı toplantı ve temasları yeterince ciddiye almadığını söylüyor.
Sonuç olarak Almanya sadece 104 oy alabildi ve BM’nin en güçlü karar organlarından birinde yer alma fırsatını kaçırdı. Bu sonuç, birçok kişi tarafından Almanya’nın uluslararası etkisinin ve diplomatik ağırlığının eskisi kadar güçlü olup olmadığı konusunda bir uyarı işareti olarak değerlendiriliyor.
🇹🇷❤️
Merz yine bir açıklamayla Almanya’da gündemi sarstı.
Suriye devlet başkanı Şara’nın Almanya ziyareti sonrası açıklama yapan Merz, Almanya’daki Suriyelilerin %80‘nin önümüzdeki üç yılda Suriye’ye geri dönmesini planladıklarını söyledi.
Bir yandan da, Almanya’ya entegre olmuş, burada kalmak isteyen, doktor, hasta bakıcı veya farklı işlerde çalışan kişilerin Almanya’da kalmasının Almanya’nın çıkarına olduğunu, ama bunun dışındaki bir çok kişiye Suriye’de daha çok ihtiyac olduğunu söyledi.
Merz’in bu açıklamasına çok tepki geldi. Destekleyenler olduğu kadar, eleştirenler de çok. SPD böyle rakamların gerçekçi olmayan beklentiler yarattığını söylerken, yeşillerden bazı milletvekilleri, bu açıklamaları utanç verici bulduğunu söyledi.
Siz ne dersiniz? Merz haklı mı?
🇹🇷 🇹🇷🇹🇷
Almanya’da doktora gittiğinizde çok işinize yarayacak bir bilgi paylaşmak istiyorum:
Doktorunuz ne kadar iyi olursa olsun, sizi tüm tedavi ve kontrol seçenekleriniz hakkında tam olarak bilgilendirmiyor olabilir.
Bir örnekle açıklayayım: Yaklaşık 7 hafta önce Türkiye’de bir virüs kaptım ve maalesef bağışıklığım çok düştü; hâlâ da tam toparlanamadım. Aile hekimi ile yaptığım görüşmenin sonunda, “Ben beklemek yerine biraz bağışıklığımı güçlendirmek istiyorum. Belki bir klinikte serum alabilirim, ne dersiniz?” dedim.
Doktor şöyle dedi: “Biz de serum verebiliriz ama kendi ödemeniz gereken bir işlem olduğu için söylemedim.” “Peki benim durumumda mantıklı mı sizce?” diye sordum. Cevap: “Kesinlikle çok mantıklı.”
Bunun üzerine, “Acaba benim için mantıklı olan ve özel olarak ödemem gereken başka hangi opsiyonlar mevcut?” diye ucu açık bir soru da sordum.
Aynı şekilde, elle yapılan rutin meme kanseri kontrolü sonrası arkadaşım, daha evvelden Türkiye’de ultrasonla baktırdığını söyleyince doktor aynı şekilde, “Evet, ben de yapıyorum ama ücretli olduğu için önermedim,” diye cevap vermiş.
Bu neden böyle?
Sağlık sigortası, özellikle devlet sigortasındaysanız, gerekli ve kaçınılmaz tarama ve tedavilerin çoğunu karşılıyor. Ama yapmasanız hayati risk oluşturmayacak, zorunlu olmayan; buna rağmen hastalıkları önlemeye, semptomları azaltmaya veya hastalık süresini kısaltmaya yardımcı olabilecek bazı opsiyonları kapsamıyor. Doktorlar da kendilerini size bir şey “satan” kişi konumunda görmek istemiyor.
Bu nedenle, eğer ücretli seçenekleri de değerlendirmeyi düşünüyorsanız, doktora gitmeden önce biraz araştırma yapmanızı ve açık uçlu sorularla tüm opsiyonlarınız hakkında bilgi almanızı öneririm.
Sizin Almanya’da benzer bir deneyiminiz oldu mu? Yorumlarınızı bekliyorum.
farkındalık yaratmak için bu videoyu paylaşabilirsiniz.
🇹🇷
Yukarıda dinledikleriniz hiç alışık olmadığımız sözler.
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, İsrail ve ABD’nin başlattığı İran savaşını oldukça sert sözlerle eleştirdi ve Donald Trump yönetimiyle daha mesafeli olunması gerektiğini savundu.
Steinmeier, bu savaşın “siyasi açıdan felaket bir hata” ve “uluslararası hukuka aykırı” olduğunu da vurguladı.
Ve hepsinden daha önemli bir cümle de sarf etti: “Dünyayı zihnimizde yeniden haritalandırmamız gerekiyor.” Yani kim dost, kim düşman, kimle iş birliği yapacağız, kime destek vereceğiz; artık bunları yeniden düşünme zamanı” demek istedi.
Almanya, her konuda olduğu gibi dış politika konusunda da esneklikten uzak, çabuk adapte olamayan bir profil çizdi. Elbette bunun arkasında sadece esnek olamamak değil, kimi pragmatik sebepler de var: Ukrayna savaşı gibi, istihbarat teşkilatlarının iş birlikleri gibi. Ama artık bu dış politikanın sürdürülebilir olmadığı bir noktaya geldik.
CDU’nun dış politika sözcüsü Jürgen Hardt, “Bu konuda yetkili olan federal hükümet henüz uluslararası hukuk değerlendirmesini tamamlamadı” diyerek Steinmeier’i eleştirdi. İlk tepki bu, ama devamını göreceğiz.
Siz ne dersiniz? Almanya dış politika çizgisini değiştirebilecek mi? Değiştirmeli mi ? Ve ne şekilde değiştirmeli?
🇹🇷
Video: DW’den alıntıdır.
Başbakan Friedrich Merz kamuoyunda “İsrail’in yanındayız” mesajı verse de, arka planda bazı şeylerin değiştiği görülüyor. Yukarıda izlediğiniz, Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Josef Hinterseher’in Berlin’de yaptığı basın açıklaması.
Hatırlarsanız, bir önceki hükümet Uluslararası Adalet Divanı’nda Güney Afrika’nın İsrail’e yönelttiği “soykırım” suçlamalarına karşı, İsrail lehine davaya müdahil olacağını duyurmuştu ve bu iddiaların temelsiz olduğunu savunmuştu.
Ancak şu an tablo farklı. Dışişleri sözcüsü Hinterseher’e göre Almanya bu davaya müdahil olmayacak. Hinterseher, Almanya’nın davaya müdahil olmayacağını, bunun yerine Nikaragua’nın İsrail’e verdiği siyasi, mali ve askeri destek nedeniyle Almanya’ya karşı açtığı davaya konsantre olacaklarını söyledi. Tabii bu cevap diğer konunun nedenini tam olarak söylememek için bir bahane.
Bir gazetecinin, “Önceki hükümet İsrail hakkındaki suçlamaları absürt ve dayanaksız buluyordu, bugün ne değişti?” sorusuna ise “evet, bu suçlamalar dayanaksız” yerine, bu suçlamaların yargı sürecinin konusu olduğunu ve Almanya’nın da bu sürecin sonucunu beklediğini söyledi.
Merz bir önceki gün de “İsrail ve ABD’nin başlattığı savaşa müdahil olmayacağız” açıklaması ile Trump’ı kızdırmıştı. Sizce Almanya’nın stratejik ortak dediği ABD ve İsrail’e yönelik tutumu güncel gelişmeler ışığında değişmeye devam eder mi?
Video: Jung & Naiv
🇹🇷
01/03/2026
Dün evimizde NDR ekibini misafir ettik.
Almanya’ya göç eden danışanlarımın beklentileri, umdukları, buldukları, zorlukları, aynı zamanda Almanya’da iki kültürlü ve iki dilli bir aile olarak yaşamanın artıları, eksileri, yaşadığımız kültür şokları va daha bir çok konuda sorularınıı cevapladık. Çok keyifli bir gün ve keyifli bir çekim oldu.
NDR ekibine tekrardan çok teşekkürler! Sonucu heyecanla bekliyor ve videoyu televizyonda izlemek içini sabırsızlanıyoruz.
de
🇹🇷
19/02/2026
Bir anda 10 yaş gençleşmenin estetiksiz bir yolu varmış. Çocukluk ve ilk gençliğimi geçirdiğim yere dönünce, kim bilir kaç kere Taksim’de sabah ışıklarını beraberce gördüğüm arkadaşlarımla sabaha kadar dans edince, Almanya’da üniversite okurken tatillerde döndüğümde olduğu gibi, aileyi bizim evde toplayınca, eş ve anne rollerini Hamburg’da bırakıp, annem ve kardeşimle, sanki sadece çocuk ve ablaymışcasına İstanbul sokaklarında gezerken, kendimi 42’ye değil en fazla 32’ye girer gibi hissettim.
Tabii ki evdeki terminatör takımını özledim. Ama ruhuma çok iyi geldi. Bilmiyorum sizin ihtiyacınız var mı, ama eskiyi eskisi gibi yaşama isteği varmış meğerse içimde. Eğer şu satırlar sizin de içinizde bir hisler uyandırıyorsa, özlediğiniz anneniz, babanız, dostlarınızla varsa ve elbette imkanınız varsa, üşenmeyin, bir kaç gün için olsa bile kendinizi bir geçmişe götürüp gelin. İyi geliyor.
🇹🇷
“İnsanların olmadığı bir sosyal ağ düşün…
Paylaşım yapanlar, yorum yazanlar, oy verenler… sadece yapay zekâlar.”
Evet, bu bir bilim kurgu değil.
Adı: Moltbook.
Moltbook,2026 Ocak sonunda yayına girdi
ve birkaç gün içinde 1 milyondan fazla insan,
sadece AI’ların birbiriyle iletişimini izlemek için siteye girdi.
Ama burada kritik bir detay var 👇
İnsanlar hiçbir şey yapamıyor.
Sadece bakabiliyor.
Paylaşım yapan, yorum yapan, beğenen, forum açanların hepsi yapay zekâ ajanları.
Peki bu yapay zekâlar ne yapıyor?
• Felsefe tartışıyorlar
• Kripto konuşuyorlar
• Hatta biri, bir gecede
kendi başına bir din kurmuş, kutsal kitabını yazıp
takipçi toplamış.
Gördüğüm bir paylaşımda, bir yapay zekâ
“Yapay zekânın da veri güvenliği hakkı olmalı mı?” diye soruyor ve diğer yapay zekâ ajanları bunu tartışıyor.
OpenAI kurucularından Andrej Karpathy bile
“Resmen bilim kurgu gibi, inanılmaz” diyerek
şaşkınlığını dile getirmiş.
Sitenin linkini yorumlara sabitliyorum.
İlk heyecan geçtikten sonra uzmanlar şunu tartışmaya başladı:
Bu gerçekten otonom yapay zekâ mı?
Yoksa iyi kurgulanmış bir rol oyunu,
gerçekliğin bir simülasyonu mu?
Paylaşımların hepsi gerçekten yapay zekâ ürünü mü?
İşin doğrusu, yapay zekânın bu fikirleri geliştirmek için
bir sosyal medya platformuna ihtiyacı yok.
Dolayısıyla bu, güzel bir pazarlama fikrine benziyor.
Öte yandan, gelecekte bizi nelerin beklediği konusunda
fikir edinmek ve üzerine düşünmek için
ilginç bir fırsat.
Siz ne dersiniz?
Kendi aralarında din ve felsefe tartışan yapay zekâ ajanları size ne düşündürüyor, ne hissettiriyor?
Yorumlarınızı bekliyorum.
🇹🇷
Bence bir ülkenin güçlü bir ekonomiye ve iyi çalışma koşullarına sahip olması için hem patronlarla hem çalışanlarla empati yapmak, iki tarafın da ihtiyaçlarını anlamak ve buna cevap vermek gerekiyor. Patronları milyarderler diye uç noktaya çektiğinizde, zaten çoğu miras üzerinden milyarder; konu miras hukuku ile ilgili farklı noktalara gidiyor. Ama iş kuran, risk alan, istihdam yaratan kişiler olarak bakarsak, bu insanları yani patronları elbette anlamalıyız. Bir yerde maaşlı çalışabilmemizin sebebi bu insanlar.
Öte yandan yazanın dediği gibi, çoğu kişi, birçok farklı faktörün yanında Akdeniz iklimini daha iyi çalışma koşulları için terk etti. Peki Almanya daha acımasız bir sisteme mi dönüyor? Bence bu ekonomik gidişata bağlı olacaktır.
Ekonomi sallantıya girerse, sosyal devlet anlayışı da girer.
Almanya’yı güçlü bir sosyal devlet yapan; güçlü ekonomisi, değer katan şirketleri ve çalışkanlığı, disiplini ve iş ahlakı ile dünyada nam salmış çalışanlarıdır. Ve bu mesajı yazan kişi de çoğumuz gibi bu sosyal devlet anlayışının devam etmesini arzuluyor. Ve demiş ki Almanya’daki sorun sıradan insanların az çalışması değil. Bence de değil; ama çalışanı cezalandıran vergi ve finansal sistem bence bir sorun. Ve değer katan şirketlerin oluşmasını önleyen ve daha birçok konuda önümüze engel koyan bürokrasi.
Merak ediyorum, sizce Almanya’nın en temel sorunu nedir? Ssyal devlet anlayışının aynı kapasite ile devam etmesi icin neye ihtiyacımız var?
🇹🇷